Çocuk Kitaplığı

Çocuk Kitaplığı
Gökçen Düzkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gökçen Düzkaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2014 Çarşamba

Bir lastik pabuç kaç külah dondurma eder?

         
Lastik Papuçlar
Zoşçenko
Çeviri: Ataol Behramoğlu
Resimleyen: Yıldız Aydemir
Can Çocuk Yayınları
8-9-10 yaş

Gökçen Düzkaya
Sovyet çocuk edebiyatının usta isimlerinden Zoşçenko mizahi anlatımıyla sizi  “Babamız bize büyüklerin yanında üzerinize düşmeyen konuşmalar yapmayın derse hakkımızı da mı aramayalım?” diye soran öykülere davet ediyor.

Lastik Pabuçları elinize aldığınızda kitabın size “Beni oku, beni oku!” diye seslendiğini duyar gibiyim şimdiden. Kapak resmi içinize sıcacık bir aile fotoğrafı çıkardı değil mi? Ya renkler? Renklerin cıvıltısını duyar gibiyim. Kitabı açtık bir sürü anı öykü. Hepsi de yazarımızın küçükken başından geçmiş ne güzel hatıralar! Kitabı resimleyen Yıldız Aydemir’in kalemine sağlık. Çocukların yanaklarına iliştirdiği elma şekerlerinin tadı damağımda kaldı diyebilirim.

16 Nisan 2014 Çarşamba

Nergui: Hiç kimse, Ovo (?) Hiç de tanıdık değil, öyle değil mi?



Benim Adım Hiç Kimse
Frank Cottrell Boyce
Çeviri: Arif Cem Ünver
Tudem Yayınları, 2013
8+ yaş

Gökçen Düzkaya

Bir ülkede gece yatağından kaldırılıp sınır dışı edilen çocuklar varsa, o ülke "gelişmiş" falan değildir!

Bir belgesel çekmek isterseniz fotoğraflar en büyük yardımcınızdır. Bir kitap yazmak isterseniz de anılar… Anı öykü yazmak isterseniz, gerçek olması şart ve daha etkileyicidir. Bir de o gerçeklik toplumsal yapının bağrında açılan yaralardan biriyse, işte o zaman kesinlikle yazılmalıdır bunun hikâyesi.

Benim Adım Hiç Kimse” bu yaralardan birine parmak basıyor. Okuyucuya bir göçebe öyküsü sunuyor. Öyle bir öykü ki, Moğolistan ile İngiltere’yi buluşturup, fotoğraflarla da süslüyor. Nergui, Moğolca’da ‘hiç kimse’ demek. Ovo da bir çeşit batıl inanç. Bu öyküde bir İngiliz çocukla Moğolistanlı iki erkek kardeşin tuhaf ve bir o kadar da eğlenceli anılarına şahit olacaksınız. Tabi ‘Nergui’ ve ‘Ovo’ sözcüklerinin tam olarak ne anlama geldiklerine de… Orta Asya’nın steplerinden Liverpool’un futbol takımına uzanan; iblisi gösterip aslında iblisin yaşamımızı tehdit eden unsurlar olduğunu da anlatan bu öykü çocuklarımızın yaşadığı kültür kaynaşmasını da kolaylaştıracak bir empati ortamı sağlıyor.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Küçücük bir büyük büyükanne!

İçimdeki Büyükanne
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Çeviri: Şehsuvar Adil
Can Çocuk Yay.
2010, 7+ yaş

Gökçen Düzkaya

Zaman yolculuğu mümkün müdür? bilemiyoruz ama eski zamana özlem hep yanı başımızda bunu biliyoruz. Bu hafta ‘Nerde o eski bayramlar’ tadında bir hikâyeyi, İçimdeki Büyükanne’yi, televizyonlara örtülen dantellerle, mis kokulu şerbetlerle sunuyoruz.

Küçük bir kız içinde büyükannesinin sesini duyarsa ne olur? Tabi ki başlar geçmişe doğru yolculuğa. O vakit gelsin eski zamanlardaki şarkılar, danslar; dantelli tabak örtüleri, kenarları dantelle işlenmiş kolalanmış mendiller, renkli camdan likör sürahileri, ceviz konsollar, porselen süsler, biblolar; keşkülüfukara, elmasiye, ah ya o paluze ve nişastalı pelte!…  Kola mı? Ne gezer! Hiç de fena değilmiş hani bu…

Bu yaramazca, erkek gibi duvarlara tırmanan ıslık çalan çelimsiz kız büyük büyükannesinin miniklik fotoğrafını görür ve ondan yıllarca evvel bu dünyadan göçüp gittiğine bir türlü akıl erdiremez. Fotoğraftaki küçük kız yani aslında Bia Nine ile zamanda yolculuk başlar; iki kuşak arası köprü kuruluverir.  Kahramanımızın içine bir fotoğrafla giriveren bu Bia Nine, başlar bizim kızla konuşmaya. Bizimki ne yapsa, Bia Nine hemen fotoğraftan fırlayıp: Hayır! Kızlar ıslık çalmaz, hanım hanımcık oturur, nakış yapar; ne? Yengeni mi yiyeceksin? Yengen tost da ne gibi karşı çıkışlarla hiç bilmediği bir hayat hakkında yorumlarda bulunur. Kısacası bu kuşak çatışması bizim İsabel’i çileden çıkartır. Bir gün kendini “Ben benim!” diye bağırırken buluverir. Gripten sayıkladığını sanıp okuldan eve yollarlar neyse ki…

1 Ocak 2014 Çarşamba

Zıtlıklar üzerine eğlenceli bir senfoni!


Lataşiba: İki Kentin Arasında
Yazar: İrem Uşar
Resimleyen: Sadi Güran
Günışığı Kitaplığı, 2013
8+ yaş

 Gökçen Düzkaya
Gündüz geceye, gece gündüze kavuşur.  Kuşlar, ağaçlarına, kurbağalar nehirlerine, darlar genişlere, genişler darlara…
Her şey bir kitapla başladı, bir gölge oyunuyla sona erdi.  Yok yok öyle demek doğru olmaz. Daha öncesi ve daha sonrası yok mu bu işin? Başlangıçlar ve sonların da nedenleri ve sonuçları yok mu? Elbette var! Mesela bizim Şibanların ve Latanların içlerini kemiren merak duygusu. Onlar da kim? Hemen söyleyelim. Latanlar Lata’da yaşayanlar, Şibanlar da Şiba’da… İlki genişlerin  diğeri de darların ülkesi. Aralarında devasa surlar var.  Bir Şiban için her şey çok dar. Tek kişilik. İki kişi yolda karşılaşırsa biri duvara yapışıp diğerine yol vermek zorunda. O derece yani…  Ve her şey yasak bu arada. Bir Latan için de her şey alabildiğine geniş, yasak ne demek bilmezler ki…

Şu iç kemiren meraka dönelim. Bizim Şibalı çocuklara görünen, kütüphaneye “Şiba’nın Uzak ve Hür Ovası” adlı bir kitap bırakan gizli kahramandan önce de merak vardı. Zaten her şey o merakla başladı. Gelin görün ki merak etmek yasak! Yasak da bir yere kadar canım! Ha bir de duvarın öbür tarafından gelen cam kurbağası var. Veriler birikir. Artık harekete geçme zamanıdır. Duvarın arkasında ne vardır?

Biz Şibalı iki yaramazı orada bırakalım şimdilik. Bakalım Lata’da neler olmaktadır? Bir gece bu genişler ülkesinde bir Ay partisi verilecektir. İki ağacın arasına ressamların türlü renklerle bezdikleri Aykuşu resmedilir. Çarşaf gerilmeye başladıkça gözler kuşa çevrileceğine çarşafa yansıyan dar ve uzun binalarıyla, surlarıyla, her şeyiyle tastamam bir kente yönelir. Herkesin ağzı açık kalmıştır. Yöneticiler bu işin bir şaka olduğunu söylerler. İnsanlar buna inanırlar. Ama merak orada da daha önce başlamıştır. Duvarın arkasında başlayan merak çarşafın düşüyle buluşunca… Daha önce hiç görülmeyen bir şey görülmüştür sonuçta. Merak etmemek mümkün mü?

Burada yazarımız müthiş bir soyutlama yaparak gölgeleri sokuyor devreye. Şlopgen- bir Latan-kendi giremese de hayalet şehre gölgesini düşürüyor çarşafa ve böyle girmeye çalışıyor yasak şehre. Yasak? Bir Latan’ın hiç alışık olmadığı bu söz damdan düşer gibi düşüyor Şlopgen’in başına. Anlıyoruz ki yasaklar, birilerinin işine gelmeyince devreye giriveriyor. Yani birileri sırlar saklıyor! 

27 Kasım 2013 Çarşamba

Ateş, Dere ve Kaplumbağa…

Ateşin Dereyi Kurtardığı Gece
Odile Kayser
Nesin Yayınevi, 2011, 1. Basım
7+ yaş

 Gökçen Düzkaya 
Suyumuzu bizden alan, yeşilin tam ortasına acımadan vurulan neşter ise HES’ler,  bizler de dereyi kurtaracak ateşiz. Nasıl olur demeyin? Doğanın iki zıt kardeşinin sesine kulak verin.
 “Yaşlı bir adam bir kaplumbağanın üstüne oturmuş, önündeki su birikintisine bakıyordu. Köyümüzün deresinden yalnızca bu kalmıştı. Her zaman aktığı için, hiç kurumayacak sanmıştık. Suyunu içmemiz, balıklarını yememiz ve içinde yüzmemiz için kendini bize sunardı. Ama günden güne kararıyordu. Yosunlar ve balıklar yavaş yavaş yok oldu. Kuşlar uçup kayboldu. Ve sonunda dere de akmamaya başladı. İşte o zaman insanlar da gittiler. (…)”  

İnsanlar da gittiler… Bir sürü cümle uçuşuyor insanın kafasında. Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde, son balık avlandığında; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak... Yahut Sait Faik Abasıyanık’ın Son Kuşlar adlı öyküsünde dediği; artık gökyüzünde esmer lekecikler göremeyeceğimiz… Toprak anamızın koyu yeşil saçları dalgalanmayacak… Unutmadan, Akira Kurosava’nın Dreams ( Düşler ) adlı filmi vardır izleyenler bilir. Ağlayan Şeytan adlı rüya… İnsanlığın sonunu betimler. Fakat filmin en son rüyası; Su Değirmenleri Köyü. Ne güzel bir köydür öyle! Ortasından geniş bir dere akar gürül gürül. Bu köyde insanlar çok uzun yaşarlar ve mutludurlar. Çünkü doğayla iç içedirler. Muhteşem bir köy resmedilir. 

20 Kasım 2013 Çarşamba

Balat’a gideriken aldı da bir yağmur…



Semih ve Balat'ın Bulutu
Tim Davis
Çeviri: Senem Davis
Mandolin Yayınları, 2009
8+ yaş

 Gökçen Düzkaya

 ‘Kentsel dönüşüm’ adı altında sunulan rant projelerini, çocuk dünyasının içinden naif bir dille anlatan bu hikayeyi çocuklar kadar büyükler de keyifle okuyabilir.

İstanbul’a gidip de Balat’ı, Ayvansaray’ı, Edirnekapı’yı gezmediyseniz, tarihi yarımada turunu tamamlayıp içiniz rahatlamış olarak dönmeniz mümkün değildir. Çünkü bu tur size Bizans ve Osmanlı ile ilgili bilgi vermekle kalmayacak; gezdiğiniz her sokakta, girdiğiniz her yıkıntıda, bir çay içmek için mola verdiğiniz her mahallede ve Haliç boyunca uzanan Balat Vapur İskelesi Caddesi’nden arkaya her baktığınızda buram buram ben buradayım diyen bu tarihî dokunun içinde yolculuk yapma fırsatı yakalamanızı da sağlayacak. Tıpkı masalımızın kahramanı Semih gibi.

Tevfik Fikret’in Sis şiirinde dediği üzere, dişleri düşmüş sırıtan sur kafilesi sizi önce şehrin içine alıp buyur edecek. Biraz ilerledikçe çatılmış kaşlar gibi karşılıklı sıralanmış tarihî cumbalı Balat evlerinin arasına çekilmiş iplere asılan rengârenk çamaşırların altından geçerken, “bizim mahalle de böyleydi” demeye kalmadan sağdan soldan adım atıveren kilise ve şapel duvarları, Osmanlı döneminden kalma türbeler, çeşmeler tozlu örtülerini kaldırıp bizi biraz daha yukarı çıkarıverirler. İşte karşımızda Kırmızı Mektep masalsı görkemiyle bizi karşılamaktadır. Bu saati durmuş tarihin içinde capcanlı bir hayat ılık bir kan gibi dopdolu akar tüm çelişkisiyle. Balat, Eminönü’ne giderken yolun sağından bize bir selam çakar devlet erkânı, ruhban sınıfı; viraneler ve avare çocuklarıyla hep birlikte…
Masal Masal İçinde…


6 Kasım 2013 Çarşamba

Çocukların Hakları Var!


Süleyman Bulut
Resimleyen: Reha Barış, Can Çocuk Yay.
Yaş aralığı: 7, 8, 9+
Sayfa: 56 sayfa

 Gökçen Düzkaya


Kardeşlik Çemberi
Süleyman Bulut’un Can Çocuk Yayınlarından çıkan, “Çocukların Hakları Var” üst başlıklı üç kitaplık dizisi, birinci kitap olan “Kardeşlik Çemberi” ile başlıyor. Kitap, “Çocuklar arasında ayrım yapılamaz.” sözüyle bizi karşılıyor. Dev binalar arasında idman yapan bir basketbol takımının dev hayalleri ve bu uğurda rakiplerini nasıl alt ettiklerini anlatan bu ince kitap inceliğini aşarak bize çarpıcı bir mesaj veriyor: Birlikteliğin önemi ve sınırları aşmak. Basketbol maçında kısa boylular bir işe yaramaz da ne demekmiş öyle! Ya da güçlü olmak için ille de iri yarı olmak ve güçlü kaslarla donanmak gerekir öyle mi? Hep birlikte okuyup görelim bakalım öylemiymiş.

Anne Ben Yapabilirim


Yazarın ikinci kitabındaki örnek olay, her şeyi annesinden bekleyen bir çocuğun annesinden aldığı kallavi cevapta;  daha doğrusu annesinin bir öykünün içine sıkıştırıp anlattığı bir musibet bin nasihatten iyidir cinsinden sayacağımız bir öyküde vücut buluyor.  Bu kitap da bize “ Çocuklarla ilgili her türlü faaliyette, çocuğun temel yararı önceliklidir!” sözüyle açılıyor. Annenin anlattığı öyküyü şimdiden merak ettik değil mi? Yoksa en çok öykünün sonunda çocuğun yüzündeki ifadeyi mi merak ettiniz? Ama unutmayın her şey çocuklar için.

16 Ekim 2013 Çarşamba

İnsanların, gölgelerinin ve tüm suçların şok edici birlikteliği…

 
Gölgelerden Uzakta
Jason Wallece
Tudem, 2012, 1. Basım
12 yaş+


Gökçen Düzkaya
 

Yazar bize gerçek bir hayat öyküsü anlatırken, gerçeği bulma işini ise bize bırakıyor.

Aslına bakarsanız bu hafta size tanıtmak için seçtiğimiz kitaptaki olaylar bize çok uzak bir coğrafyada geçiyor. Güney Afrika’da. Kitabın arkasında kısaca yazan: “Savaş bitti ve bağımsızlığın ilanıyla birlikte Robert Mugabe, beklentileri karşılamak üzere başa geçti. Afrikalı Siyahlara özgürlük ve varlık vaat ediyordu. Eski anlayışlar rafa kaldırılmış, yepyeni bir döneme yelken açılmıştı.”

Ön kapaktaki resme baktığınızda camları birileri tarafından kırılmış eve bakan bir çocuğu ve onun eli silah tutan gölgesini görürsünüz. Bilmediğimiz ya da hakkında resmi tarih söylemleri üzerinden bildiğimiz bir Afrika ülkesi, savaş ve çocuk, eğer bir gençlik edebiyatı ürünü olan üç yüz otuz iki sayfalık bir kitaba konu oluyorsa dikkate alınmalıdır dedik. Buyrun, ne anlamışız kısaca sizlerle paylaşalım.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Bir Balık ve Umuda Yolculuk

Balık
Laura S. Matthews
Çeviren: Mine Kazmaoğlu
Günışığı Kitaplığı
10. Basım
2012
9 yaş +



Gökçen Düzkaya

Hayatta kalma mücadelesini dostlukla ama en çok sevgiyle anlatan Balık, bugünlerde duymaya en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyi, umudu satır aralarından bize fısıldıyor. 


Tehlikeli bir dünyada sevgi ve umudun öyküsünü bize bir balıkla bir çocuğun kurduğu bağ üzerinden anlatan bu çok ödüllü kitap, aynı zamanda yaşama tutunmayı ve hayatta kalma arzusunu, direnmeyi, savaşın ne kadar korkunç bir durum olduğunu bir çocuğun gözünden oldukça başarılı bir biçimde aktarıyor.  Çocuğun yaşatmaya çalıştığı minik Balık, aslında insanlığın umuda yolculuğunun sımsıcak öyküsünü anlatıyor bizlere…

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Le Guin: Masallar ve Düşle Gerçekliğin Kopmaz Bağları Üzerine


Kanatlı Kediler Masalı 1, 2, 3, 4

Yazar : Ursula Le Guin

Çeviren : Naz Beykan
Günışığı Kitaplığı
2011

Gökçen Düzkaya

Düşlerimiz olmadan gerçekliğimizi değiştirebilir miyiz? En çok çocukken düşler kurarız ya hani, Ursula Le Guin de bir ütopyalar yazarı olarak çocuklara on üç tane masal/öykü kitabı hediye etmiş. Onlar da düş kursun; kursunlar ki gerçekliklerini değiştirme gücü bulsunlar. Başka bir dünyayı ve yaşamı düşleriz  önce, sonra  gerçekliğimize bakarız, sonra yapacaklarımıza ve mücadele ederiz onun için.

Hepimizin aklına Ursula Le Guin denince ünlü romanı Mülksüzler gelecektir kuşkusuz. Metis Yayınları’ndan çıkan romanın 1994 tarihli üçüncü baskısının önsözüne şöyle başlanmış: “Ursula Le Guin, anarşist, sosyalist, feminist, Taocu; bunların hepsi birden ve hiçbiri.” Bu cümlenin yazıldığı dönem itibariyle böyle düşünülmesi kafa karışıklığına yorulabilir belki fakat bir insan aynı anda her şey olabilir mi diye sanırım bugün sorabiliriz artık. Romanı okuyanlar bilir. Yazar, ütopyasında tüm toplumsal sistemlere eleştiriler sunmuştur. 

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Mutlu Yarınlara Ulaşmak Dileğiyle...




GÖkçen Düzkaya

Uyusana Tosunum Ninni, Okul-Aile Birliği, Çocuk Ne Zaman Ağlar, Ben Hayatta Daima, Usulen, Amerikan Eşya Artırması… Uyusana Tosunum, Aziz Nesin’in altı yüz öyküsünden seçilerek hazırlanmış kitaplardan birisi. Kitap “Kendi Hikayem” adlı Aziz Nesin’in kısa yaşam öyküsüyle başlıyor. İkinci öykü kitaba ismini veren öykü. İlk basımı Ant Yayınları tarafından 1971 yılında yapılıyor. Nesin Yayınevi, çocukların - aslında yetişkinlerin de - büyük bir zevkle okuyacağı bu kitabı 2010 yılında tekrar basıyor.

5 Haziran 2013 Çarşamba

La sesini arayan “Alilenesice”nin vuv vuv eden öyküsü



Alagün Çocukları
Yazar : Nezihe Meriç
Resimleyen: Derya Ülker

Çınar Yayınları
2010
Gökçen Düzkaya

Şu boz renkli kentte, her şeye meydan okuyan, başkaldıran renklerle; avaz avaz yeşille, çılgın kırmızıyla, fıttırık turuncuyla örülmüş anasının hırkası gibi içi de rengarenk Ali’nin hikayesi için Nezihe Meriç’in Alagün Çocukları sizleri bekliyor.

“Aliiiii, Alilenesiceeee….Gene nerelerde kaldın ölesice… Bu vakit ne vakit? Aklımı kaçırayazdım la…”