Çocuk Kitaplığı

Çocuk Kitaplığı
Günışığı Kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günışığı Kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2014 Çarşamba

Siyami Bey’in öyküler arası yolculuğu


Öykü Öykü Gezen Kedi
Zeynep Cemali
Günışığı yay. 2007
8-12 yaş

Özgül Kılınç

Bahar yavaştan uzanıp, güneş yüzünü gösterirken biz de durumu fırsat bilip baharın keyifli misafirlerine göz kırpalım istedik. Sizin için öykülerde gezen hınzır bir kediyi yazdık.

Zeynep Cemali'nin sekiz öyküden oluşan ''Öykü Öykü Gezen Kedi'' kitabı adının çağrıştırdığının aksine tamamı kedilere dair öykülerden oluşmuyor. Yalnızca ''Siyami Bey'' adlı ilk öykü bir kedi öyküsü. Ama bu öyküdeki kedi Siyami Bey'in ilginç karakteri yüzünden kitaba bu ad verilmiş. Siyami Bey adlı bu kedi tam da bir kedinin olması gerektiği gibi; yani özgürlüğüne alabildiğine düşkün, taviz vermeyen, dediğim dedik bir kedi.  Üstelik Siyami Bey ilk öyküde ansızın evi terk ettikten sonra, diğer yedi öyküde beklenmedik zamanlarda ortaya çıkıyor. Yani tam başlığa uygun bir şekilde öykü öykü geziyor. Mahallenin sakinlerinin sıradan ama her biri bir yanıyla özgün öykülerinde görünüveriyor. Kaybettiğinizi sandığınız anda Siyami Bey'i satırların arasında yakalayıveriyorsunuz.

1 Ocak 2014 Çarşamba

Zıtlıklar üzerine eğlenceli bir senfoni!


Lataşiba: İki Kentin Arasında
Yazar: İrem Uşar
Resimleyen: Sadi Güran
Günışığı Kitaplığı, 2013
8+ yaş

 Gökçen Düzkaya
Gündüz geceye, gece gündüze kavuşur.  Kuşlar, ağaçlarına, kurbağalar nehirlerine, darlar genişlere, genişler darlara…
Her şey bir kitapla başladı, bir gölge oyunuyla sona erdi.  Yok yok öyle demek doğru olmaz. Daha öncesi ve daha sonrası yok mu bu işin? Başlangıçlar ve sonların da nedenleri ve sonuçları yok mu? Elbette var! Mesela bizim Şibanların ve Latanların içlerini kemiren merak duygusu. Onlar da kim? Hemen söyleyelim. Latanlar Lata’da yaşayanlar, Şibanlar da Şiba’da… İlki genişlerin  diğeri de darların ülkesi. Aralarında devasa surlar var.  Bir Şiban için her şey çok dar. Tek kişilik. İki kişi yolda karşılaşırsa biri duvara yapışıp diğerine yol vermek zorunda. O derece yani…  Ve her şey yasak bu arada. Bir Latan için de her şey alabildiğine geniş, yasak ne demek bilmezler ki…

Şu iç kemiren meraka dönelim. Bizim Şibalı çocuklara görünen, kütüphaneye “Şiba’nın Uzak ve Hür Ovası” adlı bir kitap bırakan gizli kahramandan önce de merak vardı. Zaten her şey o merakla başladı. Gelin görün ki merak etmek yasak! Yasak da bir yere kadar canım! Ha bir de duvarın öbür tarafından gelen cam kurbağası var. Veriler birikir. Artık harekete geçme zamanıdır. Duvarın arkasında ne vardır?

Biz Şibalı iki yaramazı orada bırakalım şimdilik. Bakalım Lata’da neler olmaktadır? Bir gece bu genişler ülkesinde bir Ay partisi verilecektir. İki ağacın arasına ressamların türlü renklerle bezdikleri Aykuşu resmedilir. Çarşaf gerilmeye başladıkça gözler kuşa çevrileceğine çarşafa yansıyan dar ve uzun binalarıyla, surlarıyla, her şeyiyle tastamam bir kente yönelir. Herkesin ağzı açık kalmıştır. Yöneticiler bu işin bir şaka olduğunu söylerler. İnsanlar buna inanırlar. Ama merak orada da daha önce başlamıştır. Duvarın arkasında başlayan merak çarşafın düşüyle buluşunca… Daha önce hiç görülmeyen bir şey görülmüştür sonuçta. Merak etmemek mümkün mü?

Burada yazarımız müthiş bir soyutlama yaparak gölgeleri sokuyor devreye. Şlopgen- bir Latan-kendi giremese de hayalet şehre gölgesini düşürüyor çarşafa ve böyle girmeye çalışıyor yasak şehre. Yasak? Bir Latan’ın hiç alışık olmadığı bu söz damdan düşer gibi düşüyor Şlopgen’in başına. Anlıyoruz ki yasaklar, birilerinin işine gelmeyince devreye giriveriyor. Yani birileri sırlar saklıyor! 

25 Aralık 2013 Çarşamba

Büyümek hemen şimdi



Küçükler ve Büyükler
Brigitte Labbe-Michel Puech
Resimleyen: Jacques Azam
Günışığı Kitaplığı, 2013
7+ yaş

 Evrim Gökçe
  “Küçükler ve Büyükler” bir dizi başlıkta örnekler vererek büyümeye zaman tanımayı anlatan bir kitap. Sanki çocukluğunun keyfini büyüme sevdasıyla yaşayamayan küçüklere, “ağırdan alın, sakin olun, zamanı gelecek” diyen bir kitabı okuduğunuzu düşündürüyor.
 
Çocuk olmaktan mutlu olduğu günleri hatırlayanınız var mı? Çocukken hiç “iyi ki de çocuğuz” dediğimiz olmuş mudur?
Deliler gibi saklambaç oynarken anneniz “sofra hazır, çık yukarı, şimdi aşağı gelirim bak” diye hafif tehditkâr seslendiğinde yahut “on beş tatilinde” sayfalar dolusu “Işık, ılık süt iç” yazar, sütten buz gibi soğurken, içinizden-dışınızdan “ah bir büyüsem” demeyeniniz var mı?
Ya da çok mutlu olduğunuz anları düşünsek, bir doğum günü partisinde hediyelerle şımartılmış, anne babanız hem bütçelerini hem sizi mutlu etmeyi ev yapımı bir çikolatalı pastayla aynı potada eritirken, “çocuk olmak ne güzel” diye düşünmek yerine, “yaşasın, 1 yaş daha büyüdüm” demediniz mi?
Çocuk olmanın çocukluğu en komik kılan yanlarından biri de büyüme hedefine duyulan abartılı ilgi desek, çok yanlış bir şey söylemiş olmayız. Yaşını söylerken üstten almalar, ayakkabı numarasını illa ki biraz büyük söylemeler, en arka sırada oturmayı kabullenmek pahasına sınıfın en uzun boylusu olmaktan gururlanmalar… 

6 Kasım 2013 Çarşamba

Ç ile ya da Ç’siz, güzel şey kardeşlik



Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği!
Behiç Ak
Günışığı Kitaplığı, 2013
 9+ yaş
Evrim Gökçe

Velhasıl, Ç güzel bir harftir. Ama kardeşlik, Ç harfine ihtiyaç duyulmadan da kardeşliktir, reddedilen W’ler ve ‘kötüleri’ hatırlatıyor gibi görülen T’lerle bile!

Beşinci sınıf öğrencisi Ali, öğretmeni bir film, fotoğraf ya da söyleşi ile bir hikâye anlatmasını istediğinde söyleşi yapmayı seçer. Okulda sorulara yanıt vermenin öğretildiğini ama soru sormanın ihmal edildiğini düşündüğünden, gönlünce soru sorabileceği söyleşi hem kendisi hem de Ali’nin sonu gelmeyen sorularından yılgın düşen öğretmeni için hayat kurtaran bir tercih olur.

Kendisiyle bile söyleşi yapan Ali, insanlığın en büyük buluşuna köfte, hayattaki en büyük korkusuna ise karnabahar cevaplarını verir. 

Soru sormalı ödevinin dışında Ali’nin hayatında büyük bir yenilik daha vardır. Babası Rıza Bey, eskiyen dizüstü bilgisayarını Ali’ye armağan eder. Soluğu internette alan Ali, hayatıyla ilgili bir dolu ayrıntıyı sosyal paylaşım sitelerinde yazmaya başlar. Öyle ki nüfus cüzdanını kaybettiği için babasıyla nüfus müdürlüğüne giden Ali’yi, görevli memur bile tüm ‘hikâyesiyle’ internet paylaşımları nedeniyle tanır. Beri yandan hikayenin düğüm noktasını memur atıverir, Ali’nin soyadında yanlışlıkla yazılmış bir Ç harfi vardır. Babası hemen bir dilekçeyle yanlışlığı çözmeye yeltenirken, Ali karşı çıkar, Ç’yi sevdiğini, soyadına dokundurtmayacağını söyler. O artık Ali HoşgörüÇ’tür.

25 Eylül 2013 Çarşamba

Bir Balık ve Umuda Yolculuk

Balık
Laura S. Matthews
Çeviren: Mine Kazmaoğlu
Günışığı Kitaplığı
10. Basım
2012
9 yaş +



Gökçen Düzkaya

Hayatta kalma mücadelesini dostlukla ama en çok sevgiyle anlatan Balık, bugünlerde duymaya en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyi, umudu satır aralarından bize fısıldıyor. 


Tehlikeli bir dünyada sevgi ve umudun öyküsünü bize bir balıkla bir çocuğun kurduğu bağ üzerinden anlatan bu çok ödüllü kitap, aynı zamanda yaşama tutunmayı ve hayatta kalma arzusunu, direnmeyi, savaşın ne kadar korkunç bir durum olduğunu bir çocuğun gözünden oldukça başarılı bir biçimde aktarıyor.  Çocuğun yaşatmaya çalıştığı minik Balık, aslında insanlığın umuda yolculuğunun sımsıcak öyküsünü anlatıyor bizlere…

Barış, Hayallerimiz Kadar Gerçek

Ay’a Tırmanan Çocuk


Resimleyen: Polly Dunbar

Çeviren: Mine Kazmaoğlu
Günışığı Kitaplığı, 3. Basım, 2012
8 yaş +

Selin Çoruh

Küçük Paul’un hikayesi; güzelliklere ulaşmak için hayallerimize doğru uzanmanın yeterli olduğunu ve bunu yapabilmek için de birazcık hayal gücüne, cesarete ve en önemlisi dayanışmaya ihtiyaç duyduğumuzu anlatıyor. Savaşı isteyenlere inat biz barışı ve güzellikleri hayal edelim, çünkü hayallerimize bomba işlemiyor.

Ay’a tırmanan çocuk, savaşın sıcak bir gündem olduğu şu günlerde savaşı bir seçenek olarak bile düşünmemiş Paul’un bir günlük büyük macerasını anlatıyor bize. “Sosis yemek savaşa gitmekten çok daha iyidir” iddiasının sahibi kahramanımız Paul, çok katlı, yüksek bir apartmanın bodrum katındaki evinde yalnız başına ne yapacağını bilmez otururken, aklına birden gökyüzüne dokunmak gibi parlak bir fikir gelir. Bunu gerçekleştirmek için apartmanın en üst katına çıkması gerekmektedir ve evde bulunan annesi ile babasından habersiz dışarı fırlar. Paul binanın üst katlarına doğru tırmandığı bu yolculuğu sırasında apartman sakinleri krosçu Harry, kırmızı paltolu Clara ve onun kırmızı paltolu kanişi Clarence’le karşılaşır. En üst kata çıktığında ise ressam Mabel’in ikiz kardeşi olduğunu iddia eden Molly ile tanışır. Bu esnada Paul’un annesi ve babası meraklanmış bir şekilde peşinden içeri girerler ve Molly ile sohbete dahil olurlar.

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Le Guin: Masallar ve Düşle Gerçekliğin Kopmaz Bağları Üzerine


Kanatlı Kediler Masalı 1, 2, 3, 4

Yazar : Ursula Le Guin

Çeviren : Naz Beykan
Günışığı Kitaplığı
2011

Gökçen Düzkaya

Düşlerimiz olmadan gerçekliğimizi değiştirebilir miyiz? En çok çocukken düşler kurarız ya hani, Ursula Le Guin de bir ütopyalar yazarı olarak çocuklara on üç tane masal/öykü kitabı hediye etmiş. Onlar da düş kursun; kursunlar ki gerçekliklerini değiştirme gücü bulsunlar. Başka bir dünyayı ve yaşamı düşleriz  önce, sonra  gerçekliğimize bakarız, sonra yapacaklarımıza ve mücadele ederiz onun için.

Hepimizin aklına Ursula Le Guin denince ünlü romanı Mülksüzler gelecektir kuşkusuz. Metis Yayınları’ndan çıkan romanın 1994 tarihli üçüncü baskısının önsözüne şöyle başlanmış: “Ursula Le Guin, anarşist, sosyalist, feminist, Taocu; bunların hepsi birden ve hiçbiri.” Bu cümlenin yazıldığı dönem itibariyle böyle düşünülmesi kafa karışıklığına yorulabilir belki fakat bir insan aynı anda her şey olabilir mi diye sanırım bugün sorabiliriz artık. Romanı okuyanlar bilir. Yazar, ütopyasında tüm toplumsal sistemlere eleştiriler sunmuştur.