Çocuk Kitaplığı

Çocuk Kitaplığı

4 Eylül 2013 Çarşamba

Çocuklar için; “Kendine ait bir oda”

Yaşlı Kadın ve Papağan
Virginia Woolf
Kırmızı Kedi Yayınevi
Çeviren: İlknur Özdemir
1. Basım
7 yaş ve üstü


Evrim Gökçe

Woolf, neden kadınlara kendine ait bir oda gerektiğini ama çoğu kez de sahip olamadıklarını izah etmişti. Biz de eklemeden geçmeyelim, çocukların da kendine ait bir odaları olmalı ve neden olamadığını biliyoruz.

Kimi kitaplar vardır ilk cümlesi sükselidir, okurlar ezbere bilir. Misal; “Mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü mutsuzluğu vardır”, Kafka’nın Dönüşüm’ünden bir ilk cümledir.

Kimi kitaplar vardır, sayılırlar, kitap fuarlarından çok çalınırlar, lakin iş okumaya gelince, yaz tatiline, sömestra ertelenir, asla gidilmeyen randevuların mağdurları olurlar. Ne üzücü ki Kapital biraz böyledir, Direnmenin Estetiği de, söz konusu randevularda ekilmek ise, Kapital’den geri kalmaz.

Kimi kitaplar da, bir mevzunun en has kitapları olurlar. Diyelim ki, feminist okumalara ilgi duyar hale geldiniz, kitaplığınızın bir rafını “kadın kitaplarına” evireyim dediniz. O halde,  Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda”sı, kitaplığınızın en ışıklı rafının en baş köşesini almış olmalıdır. Zira bu kitaplıkların da, bir kuralı kaidesi, adab-ı muaşereti vardır.

Virginia Woolf, kitaplığınızın “kadın köşesi”nde fiyakalı bir mevziyi hakkıyla göğüsleyedursun, gözünüzden kaçmasın diye söylüyoruz, kendisinin bir de çocuk kitabı vardır.

Bu hafta size tanıtacağımız “Yaşlı Kadın ve Papağan”, Woolf’un tek çocuk kitabı ve kitaplığınızda bir yeri hak etmeli gibi duruyor.

Masallarla gerçeği inşa eden büyücü: Angel Karaliyçev

Açgözlü Turnabalığı
Angel Karaliyçev
Çeviren: Ülker İnce
Resimleyen: Turgut Keskin
Can yayınları, 3. Basım, Mart 2008
7 yaş +

Ezgi Karataş


 Bulgaristan’da köylü bir ailenin çocuğu olarak doğan,  anılarında biriktirdiklerini ve çocukluğunun hayallerini tüm dünya çocuklarına armağan eden Karaliyçev’in masallarının temelinde dayanışma ve paylaşma var.

Bir süredir masal alemlerinde gezinmediğimizi ve büyülü dünyaların kapılarını açmadığımızı fark edince, bu hafta ‘Balkanların Andersen’i olarak anılan Angel Karaliyçev ile merhaba demek istedik. Çocukları nehirdeki tüm yaşamlarını yok sayarak mideye indiren açgözlü turnabalığıyla, minicik bir çocuğun gözyaşı iken dünyayı dolaşıp sonunda derenin sularına karışıp güçlenen damlayla ve nicesiyle tanıştırmak istiyoruz.

Biz istiyoruz ki çocuklar masallar aracılığıyla çürümüş sistemi anlasın, anlasın ki dört yanımızı çeviren gözü dönmüş oburlara savaş açan ve her gün damla damla güçlenenler arasına karışsın. Hayal ediyoruz ki çocuklar masallar aracılığıyla emekten, dayanışmadan, iyilikten yana saf tutsun. Ve mücadeleyi örüyoruz ki anneler uzun çalışma saatlerinden sonra evlere yorgun argın gelmesin, babalar uzun karlı yollardan gelecekse ellerinde sıcacık ekmeklerle dönsün.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Kitap kurtlarının artık yeni bir ismi var: Mürekkep İçiciler


 Mürekkep İçiciler
 Mürekkep İçiciler /İki Kişiye Bir Pipet
 Éric Sanvoisin
Resimleyen: Martin Matje
1001 Çiçek Kitaplar
1. Basım, 2013

Ezgi Karataş


Bu hafta küçükleri mürekkep içen vampir çocuklarla tanıştırmak istiyoruz. Emin olun, içinde vampir kelimesi geçiyor diye bu kitaptan endişelenmenize gerek yok. Çünkü anlatacağımız kitabın içeriği çocukları korkutmak ya da fantazya adı altında düş dünyalarını sanrılarla dolu hale getirmekten çok uzak.

Büyüklerin dört gözle beklediği Eylül yaklaşırken çocuklar için okul zamanları da hafiften göz kırpmaya başladı. Tam da bu zamanlarda küçükler tatilin son demlerini yaşarken, ezberci ve ödevci eğitim siteminin artığı olarak ‘yaz ödevi’ adı altında verilen kitaplar da çocukların gözünde büyüyor, ebeveynler ise ellerine tutuşturulan listedeki kitapları bitirme telaşında çocukların peşinde umarsızca dönüp dolaşıyor.
Aslında yaz denilen o sarı sıcak mevsim balkonda limonata içip, türlü çeşit maceralara atılmanın zamanıdır- ki o balkonlarda asla kıpırdayacak yeriniz olmaz. Daracık, annelerin türlü çeşit malzemeleriyle tıklım tıkış dolu balkonlar aslında maceraların meskenidir. Bu sıkışık alanda çocuklar ‘ödev’ diye burunların ucuna dayatılmayan kitaplarda ister uçsuz bucaksız çöllerde ağzından saman çöpünü eksik etmeyen yalnız kovboy olur,  ister bir iddia uğruna balonla dünyayı keşfe çıkar.  İster afacan beşlerle birlikte ıssız bir dağa kamp kurar, ister küçük bir balığın izinde hayatın anlamının peşine düşer.

Tepenin Ardı: Portakal


Çetin Öner, Can Çocuk Yay., 1991
Portakal
Çetin Öner
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Can yayınları, 2012
9 yaş ve üzeri

Evrim Gökçe

Portekizliler’in içimize işlediği bu sulu, tatlı meyveyi yiyemeyen çocukları tanıyoruz. Aklımıza takılıyor; “şuncacık bebeler” tepeleri aşmaya yelteniyorsa, biz koskoca “abilerim, ablalarım” cephesinin de, sizce de civarda gözüne kestirmesi gereken dağlar olsa fena mı olur?

Şu günlerde çocuklarla ilgili tüm anlatılarda şaşırmak için bir şeyler buluyoruz. Çok büyük bir cümle sarfeden bir 3 yaş ya da derin ve muazzam bir tespitte bulunmuş bir 8 yaş çocuğu, biz çok ışıltısı olamayan yetişkinlere şaşkın ama yine de ortalama değerlendirmeler yaptırıyor.

“Zekadan keçileri kaçırdı” önermesine yıllardır inatla tutunan bildik yetişkinler cephesinde,  “bu çocukların bu bilmişliği hep folik asitten” yahut “hep televizyondan” tespiti de yıllanacak gibi görünüyor.

Bu hafta tanıtacağımız kitaplardan biri olan “Portakal”ın sütkardeş çocukları Aşir ve İzbat, ne televizyonla büyümüşler ne de folik asitle besili güçlü kemiklerle doğmuşlar. Ama zihinlerinin ışıltısı ve çocukluklarının büyüklüğü “Portakal”ı okunası bir çocuk romanı haline getiriyor..