Özgül Kılınç
‘Polis
simit sat onurlu yaşa’ diyebilen yürekli nesillerin çocukları için Miyase
Sertbarut’un yazdığı ‘Kaçak Köpek Biber’ özgürlüğün, sevginin ve dik duruşun
romanı.
Bu hafta size ‘Karabiber’
adı konulan ama kısaca ‘Biber’ diye çağırılan bir polis köpeğinin hikâyesini
anlatmak istiyoruz. Haliyle bir polis köpeğinin hikâyesinde değişik olan ne
sorusunu sormanız mümkündür. Hemen yanıt verelim. Biber’i diğer polis
köpeklerinden ayıran şey hem çok akıllı olması hem de artık duvarların dışına,
özgürlüğüne koşmak istemesi. Burada hemen hatırlatma yapalım, Biber’in ‘özgür’
olmaktan kastettiği şey polis köpeği olmaktan kurtulup bir başkası tarafından sahiplenilmek
değil aksine tüm zincirlerinden kurtulmak. Biber’in tüm isteği komutlarla
yaşadığı bir dünya yerine kendi kararlarını verebildiği, kendi
biçimlendirebildiği bir dünyaya doğru koşmak. Peki, kolay mı bu? Elbet
göründüğü kadar basit değil hiçbir şey.
Biber’in eğitim
merkezinden kaçması, sevgi dolu bu köpeğin hem arkadaşlarını bırakması, hem
alıştığı eğiticiden ayrılması hiç kolay olmadı. Ama zincirlerini koparmayı
aklına koyan Biber “Çelik olsa dayanmaz ruhun keskin ışığına” dedi ve bunca
zorluğa rağmen çelik tellerle çevrili eğitim merkezinden üstün gayretle kaçmayı
başardı. Esas macera elbette bu kaçıştan sonra başladı. Ne mi oldu?
